Karsu

Hatay’ın Karsu köyünden Amsterdam’a göç eden bir aile ve orada dünyaya gelen bir kız çocuğu 7 yaşında televizyonda piyano çalan adamlar görüp o an bende bunu yapacağım diyor ! 7 yaşında herhangi bir çocuğun gelip geçici istekleri gibi değil , sadece merak için değil , şımarıklık hiç değil gerçekten inanarak ve isteyerek “ben bunu yapacağım” diyor.

Ailesi araba almak için biriktirdiği parayla Karsu’ya bir piyano alıyorlar. Sonrasında Amerikan bursu alarak Road Island’ta, World Athlete Artist Games’e gidiyor ve burada şan dersleri alıyor. 17 yaşında, The Nederlands American Community Trust Fundation tarafından, ‘genç yetenek’ olarak seçiliyor ve ünlü Carnegie Hall’da defalarca konser veriyor.

Buraya kadar çok yetenekli ve başarılı bir genç kızın hayatı gibi duruyor her şey değil mi ?

Ama sadece bu kadar değil , çok daha fazlası var 25 yıllık hayatına sığdırdığı..

Kemoterapi gören çocuklara peruk yapılsın diye çok sevdiği halde kestirip bağışladığı saçları..

Türkiye’nin dört bir yanında dağlarda tepelerde bazen sadece 3 kişiye verdiği konserleri…

Bazen yetim çocuklar yararına , bazen iki haftalık ömrü kalan bir kanser hastasına..

Hala Suriye’den kaçan çocukları trenden inerken karşılayıp yemek yedirip güldürüp mutlu ediyor.. hatta aileleriyle buluşmalarına vesile oluyor..

25 yaşına kadar Bill Clinton’dan yanında saksafon çalmak için teklif alan, Kraliçe’nin iltifatlarını dinleyen , cd sini tüm torunlarının (prenseslerin) çok severek dinlediğini duyan, Carnegie Hall’de defalarca konser veren, TED global kongrelerinde yer alan, The Nederlands American Community Trust Fundation tarafından “Genç Yetenek” olarak seçilen birinden söz ediyoruz.

Ve bu arkadaş kadromuzda boş yer olmadığı için şuan Bill Clinton’la çalamıyorum diye inceden espri yapacak kadar özgüvenli ve ekibine sadık , Kraliçe’den duyduğu iltifatlar karşısında çok utanıp heyecanlandığını söyleyecek kadar mütevazi ve egosuz , aldığım kadar vermemde gerekiyor insanlık için iyi şeyler yapmak zorundayım diyecek kadar merhametli ve farkında..

İster girişimci olun , ister yönetici isterseniz de lider.. yaptığınız işi ilk günden itibaren aşkla yapıyorsanız , hayatınızı ona adadıysanız bunu iliklerinize kadar hissediyorsanız sizi gören herkes de bunu iliklerine kadar hissediyor. Ve hiç zorlamadan , stratejiler geliştirip nerden nereye giderim yolları aramadan sadece çalışarak başarı size geliyor. Bir röportajında gazeteci Karsu için “ Karsu müzik yapmıyor, müziğin kendisi o” diyor. Ne iş yaparsanız yapın yaptığınız işe adanmış bir hayatınız olursa siz o işin en iyisi oluyorsunuz.

Derya Ağırlar

KAYNAK :

http://www.kuraldisi.com

http://www.karsu.nl/biography/

Yenilmezler

Merhaba,

Size bugün yenilmez insanlardan bahsedeceğim,

Bu insanların ortak özelliklerinden ilki mental olarak her an her şeye hazır olmalarıdır. Bu insanlar sadece düşünerek bir şeyleri değiştirebilirler. Bu insanlar için imkansız diye bir şey yoktur. Bu insanlar için fiziksel şartlar ne olursa olsun istedikleri şeyi başarırlar.

Bu insanlar için ego diye bir şey yoktur ve bilge bir kişi olma süreçlerine başlamışlardır. Fiziksel olarak kendilerini geliştirirken mental süreçlerini de bununla desteklerler.

Bu insanlar her zaman kazanır.

Bu insanlar her zaman her istediklerini başarır.

Öyle ya da böyle…

Saygı ve Sevgilerimle,

Bilgehan Güneş

Ya kimdir bu insanlar örnek var mı derseniz şu programa, mentor ve mezunlarına bakabilirsiniz;

http://www.girisimsavascisi.org

 

Blog Yazmak

1Blog yazmanın çok kolaylaştığı bu günlerde siz de kendinize bir ait bir blog oluşturabilirsiniz. Eğer kendiniz için açıyorsanız gelişiminizi görmek adına inanılmaz bir data merkezi olacaktır ama amacınız başkalarının okumasıysa dikkat edilmesi gereken birçok husus var. Okumaya devam et

Küçük prens üzerine

Tahmin edildiği üzere küçük prensi nihayet izledim.Kitabı yıllar önce gerçekten çok ama çok yıllar önce bir çocukken okumuştum.

Saint-Exupery nin eseri aslında çok ilginç öğütlerle dolu. Bütün dünyada kutsal kitaplardan sonra en çok satılan kitap olması aslında ne kadar önemli olduğununda göstergesi. Çocukken okuduğumdan ne hatırladığımı düşünmeye başladım. Tek çocuk olmanın verdiği hisleri çok net hatırlatmıştı. Kitap okuyunca hep başka dünyalara gidebildiğimi farklı kişilerle tanıştığımı farklı hikayeler yaşamlar gördüğümü bu kitaptan öğrenmiştim. Sanırım çılgınlar gibi kitap okumama bu kitap neden oldu. Özgürlüğe  ,uçmaya ve uzaya olan ilgime ,keşfetmeye ve öğrenmeye çılgınca tutkuma bu kitaptaki küçük prens yerine kendimi koymamdan kaynaklandı.

Sözlerin üstünden geçelim 

Keşfetmek için içgüdülerini takip et.

Yabancılardan çok şey öğrenebilirsin.

Sevdiklerinizin yerini hiçbir şey dolduramaz.

Eğlenceyi asla unutma.

Kendini asla fazla ciddiye alma.

Kibirli olma.

Başkalarını değil kendini yargıla.

Bakmaya değil ,görmeye çalış.

Gerçek duygularını saklamak çok daha önemli şeylere bedel olabilir.

Bazen sevdiklerinizin özgürce uçmasına izin vermeniz gerekir.

Kimse bulunduğu yerden memnun olmaz ki

Yalnızca çocuklar ne aradığını biliyor.

Kelebeklerle tanışmak istiyorsam bir iki tırtıla katlanmayı öğrenmek zorundayım.
Hepsi birbirinden güzel değil mi ?

Girişimlerde de hayatta da hepsine uygulanacak sözler değil mi bu? Çocukken herkes büyüyünce yaparsın der ama büyüyüncede çocukken ne istediğini unutursun. Bu yüzden çocuklarımızın oyuncaklarını alırken aslında bizde oynamak isteriz. İnanılmaz bir suçluluk içerisinde boğuluruz çocuğumuz oynamayınca da .çünkü bizim çocukluğumuzdaki yaşamadıklarımızı onlara yaşatmak isteriz. 

Kendi Gül’ünüzün peşinden özgürce gitmeniz ve çocukluğunuzu içten geldiğinizce yaşamanız dileğiyle….

Değişim

İnsanlık tarihine baktığımızda 50 bin yıl kadar önce dört farklı insan türü yaşadığı söylenmekte. Peki o zamanalar ne yaşandı da şuan bu sayı bire düştü? Dünya var olduğu sürece değişim geçirmektedir. Tabi ki tek başına değil üzerindeki tüm canlı türleri de bu değişimden etkilenmektedir. Sadece güçlü olan değil değişime ayak uydurabilen varlığını sürdürebilmektedir.

Günümüzde de liderlerin yönetmesi gereken en önemli şeylerden biri yenilik ve yenilikle birlikte gelen değişimdir. Değişim yeniliği fark etmek ve algılamak ile başlar. Karşılaşılan yeniliğin önemi fark edemeyen şirketlerin ve ya toplulukların daha sonra ipin ucunu yakalaması bir hayli zor olacaktır. Yani değişim için öncelikle farkındalık düzeyimizin yüksek olması gerekmektedir.

Aslında değişimde mevcut durum düzeni ile yenilenme arasında bir paradoks bulunmaktadır. Denge ve yenilenme kavramları sürekli karşı karşıya kalmaktadır. Böyle durumlarda liderler öncelikle değişim odaklı olarak kendi bilgi, becerileri ile dirençlerini iyi analiz etmeleri gerekmektedir. Kendini iyi tanıyıp bulundukları organizasyonlara üst düzey katkı sağlamaya odaklanmalılardır. Değişimi algılamaları, kendilerini tanımaları ve bu değişimi içselleştirmelerinin ardından ekiplerine de bunu yansıtmalılardır. Onlarında değişim bir parçası olmaların katkı sağlamalı, değişimi içselleştirmelerinde önderlik etmelidir. Günümüz rekabet ortamında ancak bu şekilde, adaptasyon yeteneğini güçlendirerek ayakta kalınabilir.

Kaynaklar

http://www.milliyet.com.tr/ozel/isyasam/000917/haber/is02.html

http://blog.milliyet.com.tr/insanin-evrimi/Blog/?BlogNo=399169

 

Rambo

Rambo filminde bir sahne vardı.O kadar güçlü, iradeli, yılmaz görünen ve ordulara tek başına kafa tutan Rambo ağlıyordu.

Birliğini ve kaybettiği arkadaşlarını özlüyordu ve onların yanında olmak istiyordu. Bu seriyi çok sevmeme ve defalarca izlememe rağmen bu sahneyi hiçbir zaman anlayamamıştım.

Bir insan bu kadar güçlü iken neden bir başkasına ihtiyaç duysun ki?

Geçtiğimiz hafta sonu bunun cevabını tam anlamıyla buldum. Ne kadar zor şartlar altında neler yaptığımızı zaman geçtikte hatırlayabiliyor ve hayret ediyorum.

Eğitim bittiğinde hiçbir şey hatırlamıyordum ancak şu an yavaş yavaş netleşmeye başladı.

Sadece altı hafta önce tanımaya başladığım insanlarla tek bir yumruk olmuş savaşmıştım. Gerçekten inanılmaz. Bir insanın nelere katlanabileceğini ve takım olarak nelerin üstesinden gelinebileceğini yaşayarak gördüm.,

Birbirine inanan, motive eden, asla vazgeçmeyen bir takımın parçası olmaktan gurur duyuyorum ve her zaman bir arada olmak istiyorum. Rambo bile tek başına bir hiç aslında. İyi ki varsınız ve iyi ki sizi tanımışım GİS8.

 

Ref1: Girişim savaşçısı

Ref2: Girişim savaşçısı

Sosyal Sorumluluk

Sosyal sorumluluk birey olarak yada grup olarak sosyal, ekonomik, çevresel veya eğitim gibi konulara yönelik etik ve duyarlı davranıştır. Sosyal sorumluluklar fayda sağlamak amacı gütmektedirler. Sosyal sorumluluk bireyin kendisine değil geniş kitlelere hitap edilebilmek için yapılır. Sosyal sorumluluğun bir diğer amacı ise kaliteli bir yaşam sürdürebilmektir. Çevre sorunları üzerine yapılan sosyal sorumluluklar, gelecek nesillerin daha düzgün bir çevrede hayatlarını idame ettirebilmelerine yöneliktir. Hastalıklar için yapılan sosyal sorumluluklar ise o hastalığa yakalanmış olan kişilerin tedavilerini gerçekleştirebilmek için yapılmaktadır. Sosyal sorumluluk projeleri için bir çok örnek verilebilir. Fakat hepsinin temelinde yatan şey aynıdır. Fayda sağlayabilmek ve kaliteli bir yaşam sunabilmek içindir.

 

Kaynak;

http://sohsosyalsorumlulukprojeleri.blogspot.com.tr/2012/07/sosyal-sorumluluk-nedir.html

http://www.belgelendirme.com.tr/belgelendirme-standartlari/sa-8000-standart/268-sosyal-sorumluluk-nedir

http://www.siviltoplumakademisi.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=149:sosyal-sorumluluk&catid=50:gazetelerden&Itemid=114