Eğri Düşünelim Doğru Konuşalım

1989’deki Meksika Olimpiyat Oyunları’na kadar bütün yüksek atlamacılar, yüzleri çıtaya dönük, vücutları paralel şekilde çıtayı geçmeye çalıştıkları, alışılmış “Western Roll” tekniğiyle yarışıyorlardı. Fakat bu durum değişmek üzereydi. Pek tanınmamış bir atlet çıtaya yaklaştı ve 2.24 m’lik atlayışı ile yeni dünya rekorunu belirledi. Tek yaptığı havalandıktan sonra tüm atletlerin aksine çıtaya yüzünü değil sırtını dönmekti.

Ayaklarını yukarı çekti ve dizlerini kırarak çıtanın üstünden sırtüstü atladı. Atletin adı, Dick Fosbury’di. Ve o günden sonra bu atlayış tekniği onun adıyla anıldı. Bugün yüksek atlamada hala bu teknik (Fosbury Flop) kullanılıyor.

Fosbury, insanoğlunun o güne kadar ulaşabildiği en yüksek seviyeye sıçradı. Herkesin tersine, aksini düşünerek. (1)

Okumaya devam et

Herkesin Bir Hedefi Olmalı

Hayatının sonunda nerede olacağını bilmek istiyorsan nereye gittiğini bilmek zorundasın. Bu düstür hayatımızın her safhasında geçerlidir. İş mi kurmak istiyorsunuz yine bu şekilde hareket edip bu sözü gözümüzde canlandırır ve ona göre hareket ederiz. Sanmıyorum ki hiç kimse gözünde canlandırmadan yola çıkmayacaktır.  Peki bunları nasıl yapacağız. Bir kaç başlıkla buna değinelim elimizden geldiğince ve dilimizin döndüğünce.  Okumaya devam et

Pazarlama Miyopluğu

Pazarlama miyopluğu en basit hali ile “bazı şirketlerin temel i şleriyle ilgili görme özrüne sahip olmaları” şeklinde tanımlanmaktadır. Yani pazarın, teknolojinin, müşterinin, ihtiyaç ve beklentilerin tam anlaşılamaması da denilebilir. Maalesef tarihte bir çok örneği bulunmakta.

Örneğin eskiden Amerikalı otomobil üreticileri, kendilerine inanılmaz karlar bırakan büyük ve ekonomik olmayan arabaları inatla üretmeye devam ettiler. Çok kısa süre içerisinde Japon firmaların ürettiği küçük ve ekonomik araçlar otomotiv müşterileri tarafından öncelikli olarak tercih edilmeye başladı. “Müşteri, ben ne verirsem onu alır!” mantığının yıkılmasının en iyi örneklerinden biri..

Bir diğer örnek ise Kodak, Fuji gibi büyük devlerin dijital fotoğraf makinelerini anlayamaması sonucu böyle bir teknolojiye yatırım yapmamaları. Teknolojiyi iyi analiz edemeyip önemini anlayamamalarının sonuçları ortada… Bir diğer yandan Sony’nin walkmanleri ürettikten sonra bunları önce taşınabilir disk çalarlara sonra da digital çalıcılara dönüştürmesi ise bu konudaki iyi örneklerden. Çünkü Sony ürüne değil müşteri beklentilerine odaklanarak ürününü müşteriye uygun halde geliştirmiştir.

Pazarlama Miyoplugu [Harvard Business School]

Şimdi bir girişimci olarak fikrinizi ve planladıklarınız tekrar gözden geçirin. Fikrinize ne kadar odaklandınız? Acaba gereğinden fazla fikir ve planlarınıza odaklanarak müşteri beklentilerini geri planda bırakmış olabilir misiniz? Unutmamak gerekir ki bu görmezliğin sonu yok olmaya kadar gitmektedir..

Kaynaklar:

Pazarlamada Yeni Ustalık – Zeki Yüksekbilgili

Video – http://www.hbrturkiye.com/video/pazarlama-miyoplugu

 

İletişimimiz Kadarız

Haluk Gurgen’nin TEDx’de iletişim ile ilgili yaptığı konuşmayı dinlediniz mi? İletişim hakkında farklı noktalara öyle güzel değiniyor ki… İletişimin ile hayatımızı anlamlandırdığımız ile başlıyor.. Hayatımızın her alanında iletişimin önemli yeri bulunmakta. İşimiz, tedarikçimiz, müşterimiz, ailemiz, sevdiklerimiz; hepsi ile çeşitli şekillerde iletişim halindeyiz. Teknoloji ise iletişimi çok daha farklı boyutlara taşımaktadır. Peki iletişim dediğimiz bu anlam paylaşımını nasıl yapmalıyız? Neleri yapmamalarız? Ötekileştirme, diğer ifade ile etiketleme nedir, bu paylaşımı nasıl etkilemekte? Bunu nasıl aşabiliriz? Anlamak ile hak vermek arasındaki fark nedir? Sanatın iletişimdeki yeri?

Biz kimiz, neden varız, kiminle neden ve nasıl iletişim kurmalı, geleceğe taşımalıyız? Tüm bu soruların cevaplarına bu kısa video içerisinde değinmeyi başarıyor Haluk Gurgen.

Farklılık arasındaki benzerlikleri çoğaltmanız dileğiyle… iyi seyirler : )

video

 

Değişim

İnsanlık tarihine baktığımızda 50 bin yıl kadar önce dört farklı insan türü yaşadığı söylenmekte. Peki o zamanalar ne yaşandı da şuan bu sayı bire düştü? Dünya var olduğu sürece değişim geçirmektedir. Tabi ki tek başına değil üzerindeki tüm canlı türleri de bu değişimden etkilenmektedir. Sadece güçlü olan değil değişime ayak uydurabilen varlığını sürdürebilmektedir.

Günümüzde de liderlerin yönetmesi gereken en önemli şeylerden biri yenilik ve yenilikle birlikte gelen değişimdir. Değişim yeniliği fark etmek ve algılamak ile başlar. Karşılaşılan yeniliğin önemi fark edemeyen şirketlerin ve ya toplulukların daha sonra ipin ucunu yakalaması bir hayli zor olacaktır. Yani değişim için öncelikle farkındalık düzeyimizin yüksek olması gerekmektedir.

Aslında değişimde mevcut durum düzeni ile yenilenme arasında bir paradoks bulunmaktadır. Denge ve yenilenme kavramları sürekli karşı karşıya kalmaktadır. Böyle durumlarda liderler öncelikle değişim odaklı olarak kendi bilgi, becerileri ile dirençlerini iyi analiz etmeleri gerekmektedir. Kendini iyi tanıyıp bulundukları organizasyonlara üst düzey katkı sağlamaya odaklanmalılardır. Değişimi algılamaları, kendilerini tanımaları ve bu değişimi içselleştirmelerinin ardından ekiplerine de bunu yansıtmalılardır. Onlarında değişim bir parçası olmaların katkı sağlamalı, değişimi içselleştirmelerinde önderlik etmelidir. Günümüz rekabet ortamında ancak bu şekilde, adaptasyon yeteneğini güçlendirerek ayakta kalınabilir.

Kaynaklar

http://www.milliyet.com.tr/ozel/isyasam/000917/haber/is02.html

http://blog.milliyet.com.tr/insanin-evrimi/Blog/?BlogNo=399169

 

Müşteri Odaklı Web Sitesi

Günümüzde tüm şirketlerin en çok önem verdiği konunun müşteri odaklılık olduğu söylenmekte. Üretilen ürünlerde, kalitede, tasarımda, Ar-Ge faaliyelerinde… Bu kadar odak noktası haline gelen konu nedense web sitelerinde aynı şekilde yansıtılmamakta. Şirketlerin web sitelerine girildiğinde yaptıkları müşteri odaklı ürünler, müthiş başarı hikayeleri, tarihçeleri vb bilgiler karşımıza çıkmakta. Şirketlerin kendileri tanıtması ve anlatması tabiki de çok doğal, peki ama “müşteri” bu sitede nerede ? Okumaya devam et

İkna Etmek Neden Önemli?

Gün içerisinde çeşitli sebeple iknanın bir çok yolunu denemekteyiz. Kimi zaman iş yerimizde, kimi zaman iş yerimizin çıkarlarını korumak amaçlı tedarikçilerimize, kimi zaman ailemize, hatta bazen kendimize karşı… Farkına olmadan her gün kullandığımız ikna yöntemlerimiz aslında yönetsel bir becerimiz olarak karşımıza çıkmakta. Bunun bazı örnekleri aşağıda yer almaktadır;

  • İş dünyasında kontrol komuta şeklinde ilerleyen düzen giderek etkisini yitirmektedir. Onun yerine ise işlevler arası ekip çalışmalarına bırakmaktadır.
  • Günümüzde bir çok ülkede işgücüne katılan, adından giderek daha fazla söz ettiren gençlerin otoriteyi sorgulaması.
  • Elektronik iletişimin gelişmesi ve globalleşmeyle  birlikte insanların ve dolayısıyla fikirlerin organizasyon içerinde ve dışında daha özgür hareket etmeler.
Bunlar ve benzeri sebeplerden ötürü ekipleri yönetmek, işi yürütmek için ikna kabiliyetimizi kullanmalıyız. Karşımızdakini bizimle birlikte çalışmaya inandırmalıyız. Klasik emir  veririm olur biter mantığı artık işlememektedir. İşlerimizi başarıya ulaştırmak için diğer kişilere sadece emir vermek yerine onları da süreç ve sonuçlar hakkında ikna etmemiz gerekmektedir.

 

 

Amaçlara Ulaşmak

Sadece amacımız olması maalesef hemen bir sonuca ulaştığımız anlamına gelmiyor. Belirlenen amaçlar eylem planları ile birlikte anlamlı hale gelmektedirler. Öncelikle amaçların her birini sonuçları net bir şekilde gözlemlenebilen, somut görevlere ayırmak gerekmekte. Yani bu amacı gerçekleştirmek için hangi görevleri yerine getirmelisiniz? Okumaya devam et