kızgınlık üzerine

Bugün özellikle kızgınlık üzerine yazmak istedim. Çünkü kızgınım.İnsanlarla etkin iletişim kurabilmek için ilk adım anlamak, ikincisi de anlatmaktır. Çok basit bir şekilde etkili iletişim anlaşmak üzerine inşa edilmiştir. Anlaşmak için kişi önce kendini, sonra karşısındaki kişiyi anlamalı; daha sonra da duygu ve düşüncelerini ona etkili bir biçimde anlatabilmelidir. Kızgınım çünkü insanlar genel anlamda çıkarları doğrultusunda herşeyi çarpıtma eğilimleri var .İşlerine geldiği gibi yorumlama eğilimleri var .Çıkar ilişkisinin etkisi kapsamında daha çok fayda veya başarı geleceğine daha çok çaba harcanabiliyor veya hatalarına karşı çok daha müsamaha gösterilebiliyor. Hayatın adaletsiz olduğunu ,insanoğlunun bencil olduğunu ,çıkarcı olduğunu biliyorum. İçimdeki gerçekçi kişilik neden hala bu tarz meselelere kızdığımı veya şaşırdığıma inanamıyor. Diğer hayalci bense hala umut ,hala insanlık için hayalleri ve inançları var . Aslında hayata karşı son derece pragmatist yaklaşmak lazım. Ama bunun insanı sadece geçici süre mutlu edeceğini söyleyebilirim. İnsanlardaki iç ses aslında bütün doğruları biliyor. Yalan söyleme, eşini aldatma, insanları kandırma, çalma,sahtekarlık yapma diye iç sesimiz hep bizi uyarıyor. Ama çoğu zaman göz ardı etme eğilimimiz vardır. Şeytana uydum vallahi aklımdan bile geçmiyordu diye bütün suçu aslında suçu olmayan bir varlığa yükleriz.
Hareketlerimizin sorumluluğunu üstlenmeniz dileğiyle

motivasyon 2 – daha da yükseğe

Motivasyon olarak bu hafta devam ediyoruz. etrafımızda o kadar negatif insan var ki heyecanla bir şeyler anlatmaya çalıştığınızda suratlarında eleştirel bir ifadeyle sizi yarım ağızla dinleyip neden olmayacağı veya neden yapamayacağınız konusunda milyonlarca neden sunabilirler. Etrafınızda bu insanlarda varsa arkanıza bakmadan kaçın ,hiçbir şey kaçırmazsınız. mutsuz ve negatif insanların yanında ruhunuz sanki elektrik süpürgesiyle çekiliyor gibi hissedersiniz .Yorgun olmamanıza rağmen yorgun hisseder hayatınızın ne kadar anlamsız olduğuyla ilgili olarak depresyona girersiniz. Size  söylüyorum arkanıza bakmadan kaçın:)

Düşüncelerinizi hayalleri olan insanlarla yani çılgın girişimcilerle paylaştığınızda size kötü yanlarını değil bak böyle yaparsan daha iyi olur , şurasını da daha genişlet diye cevap verirler. Hayallerinizi gerçekleştirmek için etrafınızda daha da yükseğe diyecek insanlar olsun. İşte size gerçekten mutluluğun anahtarı
Sürekli hayır ,olmaz diyenler karşısında çabalama ,savaşma yetinizi kaybedersiniz. Moral veren ,hadi yapalım ,evet diyen insanların etrafınızda olması sizi gerçekten daha mutlu edecektir.

Invictus ekibindeki arkadaşlarımla vakit geçirdikçe mutluluk katsayımın gittikçe arttığını görüyorum. Bunun en büyük sebebi etrafımın daha da yükseğe diyen insanlarla dolu hale gelmesi ve bundan inanılmaz derecede keyif alıyorum. Etrafınızın hep böyle insanlarla dolu olması dileğiyle….

Motivasyon üzerine-1

Motivasyon üzerine bu aralar birçok kitap okuyup birçok film seyrediyorum.Bugün fazla yazmayıp genelde sözü görsel ve videolara bırakacağım.

Bu arada heryerde pursuit of happiness motivasyon olarak kullanılıyor. Ben herhalde ( ingilizce karşılığı cynical türkçesi aklıma gelmiyor)acımasızlık derecesinde gerçekçi düşünen bir insanım .  Evet gerçekten güzel bir film, adam çocuğuyla güzel ilgileniyor. zorluklardan geçerken moralini kaybetmemeye çalışıyor ve azimli ama sonu mutlu sonla bitiyor. İşe giriyor ve artık para kazanmaya başlıyor ve sanırım çok para kazanıyor. Bana gerçekten fazla amerikan rüyası etkisi veriyor. Arkadaş çevresi yok kendisine sokağa düşecek duruma düşmesine rağmen yardım edecek bir gerçek dostu yok. Karısıyla ilişkisinde savaşmıyor bile.Muhtemelen  sevmiyor bile…Bana kalırsa işi almayı becermeseydi gerçekten dağılıp gidecekti.Filmin sonuna doğru bu sinyalleri veriyor.

marslı bana kalırsa bin kat daha doğru bir motivasyon filmi. koşullar karşısında asla vazgeçmemesi ,o kadar yalnızlığın ve imkansızlığın içerisin de elinden geldiğince yaşamak için çabalıyor.

Sizce en harika motivasyon filmi hangisi?

 

 

Bugün günlerden cuma ve…

Bugün günlerden cuma ve benim en sevdiğim gün. genelde hep işin son günü ,okulun son günü olduğu için bayıldığım gün.Komik çünkü ekipteki arkadaşlarımın gülümseyerek artık pazartesini daha çok seviyoruz dediğini duyar gibiyim. Hafta sonlarımız o kadar yoğun ve koşuşturmayla geçiyor ki pazartesi gelse de dinlensek diyoruz …

Cumadan sonra bu şarkının ne alakası var diyebilirsiniz ;
35 yaşında bile değilim .benim doğduğum sene Hümeyra bu şarkıyı ilk söylemiş.Tam 35 yıldır cuma en sevdiğim gün:))

cumayı aslında son gün olduğundan mı severim yoksa yarının tatil olduğunu bilmemden mi emin değilim. Okul ve iş toplam 35 yıllık döngümde aslında cumartesileri tatil yapmamışımdır.Ya kursum vardır,ya da çalışmışımdır. O zaman neden cumayı severim?
Çünkü cuma hep umut günüdür.Beklenti günüdür. Muhteşem bir tatil umudunun olduğu son çalışma günüdür.Aslında çalıştığınız gün olmasına rağmen hiç kimse perşembeye yada çalışmamanıza rağmen cumartesine methiye düzmemiştir. Pazartesi nefret edilir. Ama fu.. monday diye bir terim yok ama TGIF diye yazdığınızda milyonlarca resim espri bulabilirsiniz.
İlk etapta beğendiklerim

2221.jpg2222.jpg2223.jpg2224.jpg

bunu girişime adapte etmek istersem girişimin en  sevdiğim kısmı başlangıç veya son olamayacaktır.Girişimin başarılı olup olmayacağını göreceğin beklenti içerisinde bir umutla beklediğin sonuçlanmadan önceki an yani cuma günü olacaktır.Harika da olabilir ,berbatta ama cuma günü bunu asla bilemezsin,çalışmışsındır,projeyi sonuna getirmişsindir,içinde heyecanla beklemeye başladığın andır cuma.

Bir sürü heyecanlı cumalarınız olması dileğiyle…

 

 

Cesur yeni dünya üzerine

1111.jpg

Daha önce hayvanlar alemi ile George Orwell den bahsetmiştim .George Orwell’i sevmemin nedenlerinden birisi o kadar sade bir dille sistemle ilgili eleştirilerini yapar ki sözcükler hafif gibi gelse de anlamları o kadar ağırdır ki inanılmaz bir kıskançlığa kapılırım. Yazar olmak gibi bir hayalim olmadı ama her seferinde sözcüklere bende bu şekilde hükmedebilseydim diye hayıflanırım.

Bugün aşağıdaki yazıyı okurken Huxley’in cesur yeni dünyası aklıma geldi.

http://www.yorgoderki.net/2015/11/30/insanlik-neden-mutsuz-ve-dejenere-oldu/

Karşılaştırmayı çok yerinde yapmışlar. Benzer zamanda yazılmış bir açıdan çok farklı bir açıdan çok benzer iki ütopik geleceğin hikayesidir.

1112.jpg

Yeni Dünya da montaj hattının mucitlerinden Henry Ford’a atıf yapılarak toplum, , Fordizm adlı bir düşüncenin eseridir. Bu yeni dünya da seri üretim ve tüketim  insanların kendi benliklerine yabancılaşmalarına sebep olmuştur. Maddi varlıklar  diğer tüm değerlerden üstün tutulduğundan  insanların nesnelerden farkı kalmamıştır.

Yeni dünya da insanlar şişe içinde  vücut dışı döllenmeyle seri bantta üretilmeleri, Fordizm düşüncesinin biyolojikuygulamasıdır.Teknoloji ve sürekli mutluluk gayesi ile edebiyat ve sanat unutturulmuştur. Toplum subliminal mesajlar, bilinçaltı telkinleri ve soma adı verilen uyuşturucularla düzene uydurulmaktadır.

 

1114.jpg

Size de tanıdık geliyor mu?

Hepimiz daha iyi bir dünya hayal ediyoruz. Girişimlerimizi planlarken kimse kötü olsun diye plan yapmıyor.Herkes Cesur Yeni bir dünya da mutlu olmak üzerine plan yapıyor. O zaman sorun ne ? neden sürekli mutlu olamıyoruz? Biz de soma veya başka bir isimdeki uyuşturucuyla kendimizi uyuşturup mutlu mutlu yaşamıyoruz?

Uyuşturucu benzeri maddelerle sadece geçici süreli mutlu olunuyor ki bu tam da mutlu olmak değil çünkü kontrolü bırakıyorsunuz, sistemin veya ortamın size hissetmenizi söylediği şeyi hissediyorsunuz. Bu da gerçek mutluluk değil. Bana göre gerçek mutluluk bir seçimdir, bir karardır. Son derecede bilinçle alınması gereken bir karardır. Nelerimizin olmadığına değil ,ne olmamız gerektiğine karar verdiğimiz bir durumdur. Benim Cesur yeni dünyam herkesin mutlu olmayı seçtiği bir dünya , hepinizin de benim cesur yeni dünyama katılmanız dileğiyle …

1113.jpg

 

Küçük prens üzerine

Tahmin edildiği üzere küçük prensi nihayet izledim.Kitabı yıllar önce gerçekten çok ama çok yıllar önce bir çocukken okumuştum.

Saint-Exupery nin eseri aslında çok ilginç öğütlerle dolu. Bütün dünyada kutsal kitaplardan sonra en çok satılan kitap olması aslında ne kadar önemli olduğununda göstergesi. Çocukken okuduğumdan ne hatırladığımı düşünmeye başladım. Tek çocuk olmanın verdiği hisleri çok net hatırlatmıştı. Kitap okuyunca hep başka dünyalara gidebildiğimi farklı kişilerle tanıştığımı farklı hikayeler yaşamlar gördüğümü bu kitaptan öğrenmiştim. Sanırım çılgınlar gibi kitap okumama bu kitap neden oldu. Özgürlüğe  ,uçmaya ve uzaya olan ilgime ,keşfetmeye ve öğrenmeye çılgınca tutkuma bu kitaptaki küçük prens yerine kendimi koymamdan kaynaklandı.

Sözlerin üstünden geçelim 

Keşfetmek için içgüdülerini takip et.

Yabancılardan çok şey öğrenebilirsin.

Sevdiklerinizin yerini hiçbir şey dolduramaz.

Eğlenceyi asla unutma.

Kendini asla fazla ciddiye alma.

Kibirli olma.

Başkalarını değil kendini yargıla.

Bakmaya değil ,görmeye çalış.

Gerçek duygularını saklamak çok daha önemli şeylere bedel olabilir.

Bazen sevdiklerinizin özgürce uçmasına izin vermeniz gerekir.

Kimse bulunduğu yerden memnun olmaz ki

Yalnızca çocuklar ne aradığını biliyor.

Kelebeklerle tanışmak istiyorsam bir iki tırtıla katlanmayı öğrenmek zorundayım.
Hepsi birbirinden güzel değil mi ?

Girişimlerde de hayatta da hepsine uygulanacak sözler değil mi bu? Çocukken herkes büyüyünce yaparsın der ama büyüyüncede çocukken ne istediğini unutursun. Bu yüzden çocuklarımızın oyuncaklarını alırken aslında bizde oynamak isteriz. İnanılmaz bir suçluluk içerisinde boğuluruz çocuğumuz oynamayınca da .çünkü bizim çocukluğumuzdaki yaşamadıklarımızı onlara yaşatmak isteriz. 

Kendi Gül’ünüzün peşinden özgürce gitmeniz ve çocukluğunuzu içten geldiğinizce yaşamanız dileğiyle….

bugün günlerden ne-2

Çarşamba günkü yazımda neden gloria gaynor dan I will survive ‘i sevdiğimi açıklayacağımı söylemiştim.Cuma geldi ve sırrı açıklıyorum:)
sözlerini bağıra bağıra söylemeyi sevdiğim ve anlamına kesinlikle inandığımdan .Hayatta ne olursa olsun hep yaşayacağıma ,dayanacağıma dair sözlerinden dolayı.

Weren’t you the one who tried to hurt me with goodbye
Sen değil miydin beni bir elvedayla incitmeye çalışan

Did you think I’d crumble
Harab olacağımı mı sandın?

Did you think I’d lay down and die
Yere serilip öleceğimi mi sandın?

[ Oh no not I, I will survive
Oh yo ben değil, ben yaşayacağım

Oh as long as I know how to love
Oh sevmeyi bildiğim müddetçe

I know I’ll stay alive,
Biliyorum ki hayatta kalacağım

I’ve got all my life to live
Tüm yaşamım var yaşanacak

I’ve got all my love to give
Tüm sevgim var sunulacak

I’ll survive, I will survive
Yaşayacağım, yaşayacağım

Her ne kadar sevgiliye söylenmiş olsada hayata nasıl tutunacağını gösteren bir şarkıdır.

Girişimlerde yaşadığımız en büyük sıkıntı vazgeçmek olduğundan kesinlikle bizi motive edecek ve devam etmemizi sağlayacak bu tarz şarkılar önemlidir.Ve iç sesi harekete geçirecek ve içimize kapanmamızı engelleyecek kısacası bize gaza getirecek her şey umutsuz ,moral bozucu dış seslere karşı durmamızı sağlayacak motivasyon araçlarını kesinlikle kullanmamız gerekmektedir. Hatta bağıra bağıra dış sesleri susturana kadar söylemek de kesinlikle faydalıdır.
Bugün günlerden cuma ve harika bir haftasonu önümüzde ,çılgıncasına eğlenmeniz dileğiyle…

Bugün günlerden ne?

Bazen zaman mevhumunu kaybederim. Saat kaç ? Bugün günlerden ne ? şeklinde bütün gün boyunca tekrar tekrar sorarım.cevap geldiğinde ise nasıl yani vakit veya hafta bu kadar çabuk mu geçti diye paniğe kapılırım. Zaman o kadar hızlı akıyormuş gibi gelir ki sanki dur işaretini sallasam durdurabilirim en azından yavaşlatabilirim zannederim. Halbuki aslında zaman hep aynı sürede geçiyor saate baktığınızda 1 saniye veya bir saat hep aynı zaman diliminde sürüyor. O zaman değişen ne ? sadece algımız:)
girişimcilik kursuna başladığımdan beri zaman çok hızlı akıyor gibi geliyor.eskiden hafta sonları ne kadar kısa sürüyor derken şimdi hafta içi ne kadar kısa sürüyor diyorum.
motivasyon şarkım konusunda biraz fazla sallandım. Ama bugün kesin kararımı vereyim artık dedim. Adaylardan en çok hoşuma giden I will survive oldu .Marslı filminde de varmış farketmemişim. Ajda pekkan versiyonunu da sevsem favorim Gloria Gaynor oldu. Sözleri orjinal olarak paylaşıyorum ama bir sonraki yazımda daha detaylı olarak sevdiğim kısımlarını neden sevdiğimi anlatacağım. Arkası cumaya:))

At first I was afraid I was petrified
Thinking I couldn’t live without you by my side
And I’ve been spending nights
Thinking how you did me wrong
And I grew strong
And I learned how to get along
And now you’re back
From outer space
And I find you here with that sad look upon your face
I should have changed that stupid lock
Oh made you leave your key
If I’ve known for a second you’d be back to bother me
Go on now, go walk out the door
Turn around now
You’re not welcome anymore
You’re the one who tried to hurt me with goodbye
Do you think I’d crumble
Did you think I’d lay down and die?

No, not I, I will survive
Long as I know how to love
I know I’ll stay alive
I’ve got all my life to live
And all my love to give and I’ll survive
I, I, I will survive

It took all my strength not to fall apart
Trying’ without my mind to mend my broken heart
I spent so many nights
Feeling sorry for myself, how I cried
But now I hold my head up high
And you see me, somebody new
I’m not that lonely little person who’s still in love with you
Now you come dropping in
Expecting me to be free
Now I’m saving all my lovin’ for someone who’s loving me
Go on now, walk out the door
Turn around now
You’re not welcome anymore
You’re the one who tried to hurt me with goodbye
Think I’d might crumble
Did you think I’d lay down and die?

No, not I, I will survive
Long as I know how to love
I know I’ll stay alive
I’ve got my life to live
And all my love to give and I’ll survive
I, I, I will survive

Go and go, walk out the door
Turn around now
You’re not welcome anymore
You’re the one who tried to hurt me with goodbye
Do you think I’d crumble
Did you think I’d lay down and die?

No, not I, I will survive
Long as I know how to love
I know I’ll stay alive
I’ve got all my life to live
And all my love to give and I’ll survive
I, I, I will survive

It took all my strength not to fall apart
Trying’ without my mind to mend my broken heart
I spent so many nights
Feeling sorry for myself, how I cried
Now I hold my head up high
And you see me, somebody new
Not that lonely little person who’s still in love with you
Now you come dropping in
Expecting me to be free
but I’m saving all my lovin’ for someone who’s loving me

Go on and go, walk out the door
Turn around now
You’re not welcome anymore
You’re the one who tried to hurt me with goodbye
Think I’d might crumble
Did you think I’d lay down and die?

No, not I, I will survive
Long as I know how to love
I know I’ll stay alive
I’ve got my life to live
And all my love to give and I’ll survive
I, I, I will survive

Go on and go, walk out the door
Turn around now
You’re not welcome anymore
You’re the one who tried to hurt me with goodbye

dejavu

Haftada üç kez sürekli girişimcilik üzerine yazıp bir de ful time girişimcilik üzerine yazılar okuyunca sanki kendimi sürekli dejavu hali yaşıyormuş gibi hissediyorum. Ya diğer yazar arkadaşların yazısında mı okudum yada konuştuk da hatırlamıyormuyum diye biraz tırsıyorum. Eğer böyle bir şey yaptığımdan şüpheleniyorsanız kesin yapmışımdır ,bu konuda kesinlikle tüm sorumluluğu üstüme alıyorum ve şimdiden çaldığım/ esinlendiğim bütün arkadaşlarım , özürlerimi kabul edin.
Bu hafta kendi içimize dönme haftası …Daldan dala atladığım ve düşüncelerimin hızına konuşurken nefessiz devam ettiğim ve herkesi ve en başta kendi mi de yorduğum için , biraz sakin yavaş ve dağılma diyen bütün arkadaşlar !! sizin de uyarılarınızı dikkate alıyorum  …Bu nedenle bu haftayı sakin ve yavaş düşünerek ve özümseyerek geçirmeye karar verdim.
Geçmişe nazaran daha sakin olduğumu ve çabuk öfkelenmediğimi söyleyebilirim.Her zaman çok konuşan oldum bunun pek değiştiğini söyleyemem.Ama eskiden daha deli fişektim ,bol çam devirmişliğim vardır. Hatta küçük çaplı orman olmuştur.Artık yaşın verdiği olgunlukla öfkelendiğimde direkt girişmiyorum .Poker oynayamam çünkü suratım tanıyanların söylediğine göre bütün ifadelerimi gösteriyormuş.Öfkeli olduğumda bağırmıyorum ama sanırım gözlerimden kıvılcım çıkıyor.Bunu kesinlikle düzeltmem gerekiyor .Dinlerken çok çabuk sıkılıyorum ve cümlelere dalıyorum ,bunu kesinlikle bırakmam lazım. Tony Buzan akıllı lider kitabında dinleme ile ilgili olarak “Dinleme iletişimin ayrılmaz bir parçasıdır.Diğer insanların konuşmalarını dinlerken ,onlar henüz bitirmeden biz genellikle söyledikleri şeyler hakkında kanılara varmaya başlarız.”

durdurun dünyayı inecek var!

Normal koşullarda bugün dünkü yazıma devam edip geri kalan girişimcilik özelliklerini anlatacaktım.Ama bugün canım zerre kadar bir şey yapmak istemiyor.Yorganı kafama çekip ayaklarım dışarıda uyumak istiyorum .Ya da deniz kenarında hafif bir rüzgar eserken gözlerimi kapatıp bir ayağım suda bir ayağım iskelede hiçbir şey düşünmeden güneşin sıcaklığını denizin kokusunu hissederek uzanmak istiyorum.

Ya da çığlık çığlığa bağırarak kafa sallıyarak şarkı söylemek geliyor gelen şarkıda

aynı şarkının bod dylan versiyonu da var ama benim kafamda çalan da Guns N’ roses versiyonu

isteyenler için

Mama, take this badge off of me
I can’t use it anymore.
It’s gettin’ dark, too dark for me to see
I feel like i’m knockin’ on heaven’s door.
Knock, knock, knockin’ on heaven’s door
Knock, knock, knockin’ on heaven’s door
…..
Mama, put my guns in the ground
I can’t shoot them anymore.
That long black cloud is comin’ down
I feel like i’m knockin’ on heaven’s door.
Knock, knock, knockin’ on heaven’s door
Knock, knock, knockin’ on heaven’s door

Depresyonda değilim ama yorgunum ve dinlenmek istiyorum yada düşüncelerimi duymayacak kadar müziğe kendimi kaptırmak istiyorum.

Matrix de morpheus un söylediği gibi “cehalet mutluluktur”Bende düşünmediğim için mutlu olmak istiyorum

Girişimle ilgili kafamda bir çok tilki dolanıyor ve kişiliklerimin hepsi birbiriyle şöyle yap böyle yap diye tartışıyor ve ben beynimin içerisinde bu koşuşturma ve kalabalıktan yorulmuş hissediyorum
Bu yüzden bugünlük durdurun dünyayı inecek var ama sadece bugünlük veya kısa bir süre için sonra tam gaz binerim.

Mola isteyenler için şarkının türkçe anlamı

http://www.akormerkezi.com/bob-dylan-knockin-on-heaven-s-door-turkce-ceviri_sarki-rrvjnj.html

Ya da diğer versiyonu